Toplumsal Cinsiyet


TOPLUMSAL CİNSİYET
Toplumsal Cinsiyet kavramını doğru anlayabilmek için öncelikle "Cinsiyet" yani canlıbilimsel (biyolojik) bağlamdaki cinsiyet kavramını bilmek ve bunu açıklamak gereklidir.Cinsiyet dişi ve eril üreme süreci sonrasında Anne karnında belirlenen doğal süreçler sonucunda ortaya çıkan dişilik veya erillik durumudur.Toplumsal Cinsiyet ise cinsiyetin canlıbilimsel bağlamından tamamen farklı hatta uzaktan veya yakından ilgisi bulunmayan bir kavramdır.

Toplumsal Cinsiyet,toplumun kültürel ve düşünsel evrimine bağlı olarak zaman içinde geliştirdiği kalıplardan ve yargılardan doğan canlıbilimsel cinsiyete toplumun ondan beklediği rolleri ve yükleme kavramının adıdır.Toplum sizden dişi yada eril olmanıza yönelik olarak farklı roller yüklemekte ve o rollere ilişkin davranışlar sergilemenizi beklemektedir işte bu bilince bu bilincin oluşturduğu doğal cinsiyetle kesinlikle bir ilgisi bulunmayan kavrama Toplumsal Cinsiyet adı verilmektedir. İlk olarak Batı'da ortaya atılan bu kavramın oradaki temel karşılığı "Gender" kavramıdır.Daha açık anlatmak istersek toplumsal cinsiyete ilişkin örnekler vermek yerinde olacaktır.Diyelim ki canlıbilimsel ifade ile dişi olarak dünyaya merhaba dediniz; o zaman pembe elbiseler giymeli,bebeklerle oynamalı arkadaşlarınızla evcilik oynamalısınız.Eril cinsiyete sahip olarak dünyaya geldiyseniz o zamanda arabalarla oynamalı,babanızla maç izlemeli,arkadaşlarınızla sokakta maç yapmalı silah vb. oyuncaklarla oynamalısınız.En basit ifadeyle günlük yaşamda toplumsal cinsiyet bu şekilde açıklanabilir.Ama birde bu kavramın günlük kullanımının dışında çok farklı kullanım alanları da var.Toplumbilimsel,eğitimsel,çalışma yaşamı,siyasi vb.Şimdi Toplumsal Cinsiyet'in bu alanlarına biraz değinelim.

Toplumbilim bu kavramın genel olarak toplumun bilincindeki yerleşimini ve yansımalarını inceler.Toplum içinde nasıl geliştiğini kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını nasıl kökleştiğini inceler.Burada toplum bilimin bazı önemli çıkarımları vardır bu çıkarımlara göre cinsiyetçi kalıplar bireye ilk olarak aile içerisinde verilmektedir.Yukarıdaki örnekte anlattığım gibi kız çocuklarına ve erkek çocuklarına biçilen roller ilk olarak aile içinde ortaya çıkmaktadır.Cinsiyetçi anlayışın bir diğer dikte yeri ise okul ve akran gruplarıdır.Çocuklar okulda cinsiyetçi yapıya göre yetiştirilmekte cinsiyetçi anlamlar içeren uyaranlar,ders araç-gereçleriyle kendilerini gerçekleştirmeden eğitilmektedir.Yani bireyi ileriye götürmesi beklene eğitim süreci bu yapısıyla onu yerinde saydırtma gibi bir işlev görmektedir.Toplumsal Cinsiyetin bu yönü bu kavramın eğitsel yönünü içermektedir.Cinsiyetçi yapını görüldüğü en önemli alanlardan birisi de çalışma yaşamıdır.Kadınlar çalışma yaşamından modern zamanlara kadar soyutlanmış,eve kapatılmıştır.Kadını çalışma yaşamına katılımının görüldüğü en önemli yer Sanayi Devrimi'dir.Sanayi Devrimi ile bilindiği gibi fabrika üretimine geçilmiş ve bu fabrikalarda çalışacak ucuz iş gücüne gereksinim duyulmuştur.İşte bu iş gücü gereksinimi kadınların emeğini gündeme getirmiş ve o zamana kadar yaşamın her alanından dışarıda tutulan kadın emek süreçlerine resmi olarak katılmıştır.Elbette ki bu kadınlar açısından sorunların çözüldüğü anlamına gelmez bu dönemde kadının emeği kadın hakları açısından değil sadece kapitalist azınlığın kazancı bakımından gündeme gelmiştir diğer insanlardan erkek ve çocuklar üzerinden olduğu gibi kadın üzerinden de onun emeği üzerinden de sömürü artarak devam etmiştir ve ne yazık ki günümüzde halen devam etmektedir.Yine bu dönemde ekonomik,maddi koşullar gereği nitelikli iş gücüne duyulan gereksinim erkeklerin yanında kadınlara da yavaş yavaş eğitim olanağı sağlanmasına yol açmıştır.Gelişen toplumlarda bu şekilde kadının çalışması bir ayıp olmaktan çıkmış bambaşka bir niteliğe bürünmüştür.Ayrıca sizlere nicel bir veri insanın organik evrimin kültürel evrime dönüşümü ile birlikte toplumun maddi gereksinimlerinin tarih öncesi çağlardaki karşılama işini kadınlar daha fazla yüklenmiştir kadın emeği o dönemde %66 düzeyindedir,sizi şaşırtacak ama bugünde bu oran yani kadın emeği hemen hemen aynı düzeyde seyretmektedir.Tarihin diyalektiği burada da kendini göstermiştir.

Kadınların cinsiyetçi bilinç yapısıyla karşılaştığı bir diğer alanda kuşkusuz politika yaşamıdır.Kadınlar ilk başlarda yönetme hakkından soyutlanmış fakat gelişen ve ilerleyen dünyada kadının politik yaşamda olması bir zorunluluk haline gelmiş ve kadın politik anlamda zafer elde etmiştir.Bunun en somut ifadesi kadınların genel oy,seçme ve seçilme haklarını dişleriyle tırnaklarıyla erkek egemen cinsiyetçi yapıdan savaşımla hak ederek almış olmalarıdır.Ama dğer alanlarda olduğu gibi kadının sorunları burada da bitmemiştir.Bugün kadınlar politik yaşama katılmak isterlerse yine düşün yapısı itibariyle hangi siyasi görüşten olursa olsun erkek egemen kafalı cinsiyetçi gerici yapıyla karşı karşıyadır ve onların kadın özgürleşmesini sekteye uğratmak için başvurdukları yollardan en fazla rağbet göreni politik yaşamın her alanında bulunan kadının namusu üzerinden söylemlerde bulunmaktır.Ayrıca kadınların çok farklı siyasi oluşumlarda olması yerel ve genel politik sorunlar onların kadınların sorunları açısından bir araya gelmesini engellmekte ve bundan dolayı kadın sorunları devam etmekte,çözümsüz kalmaktadır.

Ayrıca cinsiyetçi yapının en çok kullandığı söylemlerden biri bekaretle yani dolaylı yoldan namusla ilişkilendirip kadınlara "kız" denmesi veya yine farklı bir bağlamda kadına kadın denmeyip de "bayan" denmesidir bu iki kavram ifade edildiği bağlamlar kanalıyla Toplumsa Cinsiyet araştırmacılarının en önem verdiği araştırma konularından birisidir.

Toplumsal Cinsiyet kavramı bu yazıda en öz haliyle bu şekilde anlatılmıştır isteyenlerin ve ilgili olanların araştırmaları ve bilgi edinmeleri amacıyla okuyup üzerinde çalışmalarda bulunduğum aşağıdaki kaynaklar tarafımdan sunulmuştur.

Masallar ve Toplumsal Cinsiyet,Sezer M.Ö ,Evrensel Basım Yayım,2010,Ankara
Ailenin Devletin ve Özel Mülkiyetin Kökeni,Engels F.,Sol Yayınları,2010,Ankara
Kadın Erkek Eşitliğine Doğru Yürüyüş,.......,Tüsiad Yayınları,2003,İstanbul
Kutsal Aile,Marx K. ve Engels F.,Sol Yayınları,2010,Ankara
Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi,Şenel A.,İmge Yayınları,2009,Ankara
Siyasal Düşünceler Tarihi,Şenel A.,İmge Yayınları,2009,Ankara
İlkel Topluluktan Uygar Topluma,Şenel A.,İmge Yayınları,2009,Ankara
Kitle ve İktidar,Canetti E.,Ayrıntı Yayınları,2008,İstanbul


Ankara Üniverisitesi,
Eğitim Bilimleri Fakültesi,
Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Ankara,Türkiye


Hüseyin Akdemir
Teşekkürler----------------- Ankara,Türkiye